Ahmet Haşim

Ahmet Haşim 20. yy şairidir. doğ. 1884, Bağdat – ölm. 4 Haziran 1933, İstanbul.

Küçük yaşta annesini kaybetti. 1893’te babası İstanbul’a getirdi. Zayıf olan Türkçesini geliştirmek için bir yıl Numune-i Terakki okuluna devam etti. Galatasaray Lisesinde okudu. Buradan mezun olunca Reji idaresinde (Tekel) memuriyete başladı (1907). Bir yandan da hukuk öğrenimi görüyordu. Bir süre sonra bunları bırakarak İzmir’de Fransızca öğretmenliğine geçti. İki yıl sonra İstanbul’a dönerek Maliye Bakanlığında çevirmenlik yaptı. Birinci Dünya Savaşı’nda yedek subay olarak Çanakkale Savaşına katıldı. 1920’de Güzel Sanatlar Akademisinde estetik ve mitoloji dersleri verdi. Bu yıllarda Akşam gazetesinde fıkralar yazdı. Duyun-u Umumiye kaldırılana dek burada çalıştı, sonra Osmanlı bankasına geçti 1924 ve 1927 yıllarının birer mevsimini Paris’te geçirdi 1927’de bankadan ayrılarak Mülkiye ve Harbiye okullarında Fransızca öğretmenliği yaptı. Tedavi için gittiği Frankfurt’tan 1932’de tam iyileşemeden döndü.

Şiire, Galatasaray Lisesinde okurken öğretmeni Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun etkisiyle başladı. İlk şiiri Hayal-i Aşkım, 1901 yılın da yayımlandı. Önceleri Abdülhak Hamit, Tevfik Fikret ve Cenap Şehabettin’in etkisinde kaldı, 1909’da İzmir’e gittiğinde Fecr-i Ati topluluğuna katıldı. Şiirlerini önce Servet-i Fünun’da sonra Dergah ve Yeni Mecmua’da daha sonra da bağımsız olarak yayımladı. Sekiz yasında iken kendine son derece şevkatle bağlanmış olan annesini yitirmesi ve sert mizaçlı babasıyla birlikte kalması Ahmet Haşim’i derinden etkilemiştir. “Şiirlerinde engin bir anne sevgisi, çocukluk günlerinin hüznü, yalnızlığı ve hayal – gerçek çatışması vardır. Simgeci (sembolist), izlenimci (empresyonist) akımda imgeye, sese dayalı ustaca şiirler yazdı. Bu şiirlerde sabahlar, akşam saatleri, mehtaplı göller, kıyılar, leylekler, güller, bülbüller ve her an değişen renkler görülür.” Tümünü aruzla yazdığı şiirlerinde sonraları yalın bir dile yöneldi. Bir Günün Sonunda Arzu şiiri birçok tartışmalar yarattı. Bunun üzerine sanat anlayışını açıklayan yazılar yazdı. “Şiirdeki güzelliğin kapalılıktan doğduğunu, şiir dilinin nesir gibi anlaşılmak için değil, duyulmak üzere musiki ile söz arasında, sözden çok musikiye yakın, aracının da dil olduğunu” savundu. Bu anlayışla, anlam bakımından tam bir açıklık taşımayan, okuyanın düş gücünü uyanık tutan şiir için çalıştı. Mısralarıyla resim yapan sanatında aşk ve doğa konularını işledi. Ahmet Haşim düz yazılarını anlaşılır, yalın bir dille ustaca kaleme almıştır.

ESERLERİ

Şiir: Göl Saatleri, Piyale (1926).

Söyleşi – Fıkra: Gurabahane-i Lâklâkan, Bize Göre (1928).

Gezi yazısı: Frankfurt Seyahatnamesi (1933).

Şiir kitapları birkaç kez basıldı. İlkin Şerif Hulusi tarafından yayıma hazırlandı. Daha sonra bugünkü dile çeviri ve notlarla Asim Bezirci (1985) ve İnci Engin’in bütün şiirlerini kitaplaştırdı. Düz yazılarını ise Prof. Mehmet Kaplan yayıma hazırladı (1969).

Bakabilirsin:  Adile Sultan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir