Anlatım Bozuklukları

Kurduğumuz cümleler, duygu ve düşüncelerimizi aktararak karşımızdaki insanlarla iletişim kurmamızı sağlar. İnsanlarla anlaşabilmek için, iletişimi sağlayan cümlelerimizin, duygu ve düşüncelerimizi net, doğru, yalın biçimde anlatması gerekir. Başka bir deyişle cümlelerimiz anlam yönünden açık, duru; anlatım bakımından yalın olmalı ve dil bilgisi kurallarına uygun olmalıdır. Cümleyi doğru ve eksiksiz kurmayı engelleyen yanlışlar, “anlatım bozuklukları” olarak adlandırılır.

Sözcüklerle İlgili Anlatım Bozuklukları

Sözcüklerin Yanlış Kullanılması

Anlatılmak isteneni karşılayacak sözcüklerin yerine başka bir sözcük kullanılması yanlışlığa yol açar. Cümleyi oluşturan sözcüklerin, taşıdığı anlama göre kullanılıp kullanılmadığına dikkat edilmelidir.

ÖRNEK
  • Yağmurların şiddetli yağması, tarıma yarar değil, zarar sağladı.

Bu cümledeki “sağlamak” sözcüğü olumlu anlam taşır. Oysa cümlede yağmurun tarıma zarar verdiği, yani olumsuz anlam kastediliyor. Bu durumda “sağlamak” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmış oluyor. Ayrıca, bu sözcüğün anlamıyla cümlenin bütünündeki anlamın çeliştiği de söylenebilir. “sağlamak” yerine “vermek” sözcüğü getirilirse cümledeki anlam düzelir: Yağmurların şiddetli yağması, tarıma yarar sağlamadı, zarar verdi.

  • Kareli gömleğe kareli kravat giyilmez.

Bu cümlede de yanlış anlamda kullanılan bir sözcük bulunduğu için cümle kusurludur. Kravat, giyilmez, takılır.

  • Size çok zahmet verdik.

Bu cümlede “vermek” sözcüğünün kullanılması yanlıştır. “Zahmet” verilen bir şey değildir. “Zahmet oldu, zahmet ettiniz” kullanımları doğrudur.

  • Beraberken bir resim çekinelim.

Bu cümlede ise iki sözcükte hata vardır. “resim” sözcüğü yerine “fotoğraf” kullanılmalıdır. “Çekinelim” sözcüğünün yerine de “çektirelim” gelmelidir.

ÖRNEK

Öğrenim tekniklerini geliştiriyoruz. (“öğrenim” sözcüğü yanlış kullanılmıştır. “öğretim” sözcüğünün kullanılması gerekir.)

Bu, etken bir yanardağ değildir. (“etken” sözcüğünün anlamdaşı “faktör”dür. Bu da cümleye uymamaktadır. “faal” anlamında “etkin” sözcüğünün kullanılması gerekir.)

Gazete ücretleri yine arttı. (“ücret”, “fiyat” sözcüğü ile karıştırılmıştır.) .

Hiçbir arkadaşım, Sevgi’ye yardım etmek konusunda karamsarlık göstermemiş, herkes üzerine düşeni yapmıştır. (“karamsarlık”, “kararsızlık” sözcüğü ile karıştırılmıştır.)

Bütün sokakları çöpler kapsamıştı. (“kapsamak”, “kaplamak” sözcüğünün yerine kullanılmış, anlatım bozukluğuna yol açıyor.)

Anlamca Çelişen Sözcüklerin Kullanılması

Anlamca çelişen sözcükler aynı cümlede kullanılırsa kastedilen anlam net olarak ortaya çıkmaz.

ÖRNEK
Aşağı yukarı (yaklaşıklık) tam (kesinlik) iki yıl oldu.

Umarım yaptıklarının yanlışlığını anlayacaktır elbet.

Sorumluluklarını mutlaka yerine getireceğini sanıyorum.

Sözcüğün Gereksiz Kullanılması

Aynı anlama gelen sözcüklerin bir arada kullanılması, anlatımda yalınlığı ortadan kaldırır. Bir cümlede gereksiz sözcük olup olmadığını anlamak için, aynı anlama geldiğini düşündüğümüz sözcüklerden birini cümleden çıkarırız. Cümlenin anlamında bir bozulma veya daralma olmuyorsa o sözcük gereksizdir.

ÖRNEK
Yine o gün de yağmurluydu.

Onunla birlikte alışveriş yaptık.

Etkinlikler bir hafta süreyle devam edecek.

Dış ihracatımızın arttığı belirtildi.

Bütün her şeyi gördüğünü söyledi.

1990 ila 1995 yılları arasında yurtdışında görev yapmaktaydı.

Ancak bu oyunda ise bu kurallar geçersizdir.

Mehmet, asker arkadaşıyla karşılıklı mektuplaşıyordu. (“Karşılıklı” sözcüğü gereksizdir, “mektuplaşma” zaten karşılıklı yapılır.)

Gereksiz Ek Kullanılması

Bir cümlenin duru, yalın anlatımını bozan durumlardan biri de gereksiz ek kullanmaktır. Her ekin, sözcüğe ve cümleye kattığı bir anlam olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

ÖRNEK
  • Bu durumda pek çok çözüm yolu bulunulabilinir.

Bu cümlenin yükleminde (bulunulabilinir) edilgenlik ekinin (-l, -n) gereksiz kullanılması söz konusudur. Doğrusu şöyle olmalıdır: Bulunabilir.

  • Anne ve babalar, çocuklarına anlayışlı davranmasını bilmeli.

Bu cümlede geçen “davranmasını” sözcüğünde “-si” eki kullanılmış. Bu ek, iyelik ekidir ve eklendiği sözcükte “onun” zamirinin yerine kullanılır veya isim tamlaması kurar. Örneğin “Arabası bozulmuş.” cümlesinde “-si” eki “onun” anlamındadır (onun arabası). Oysa “davranmasını” sözcüğünde -si ekinin kattığı “onun” anlamı cümleye uymamaktadır. Sözcüğün doğrusu şöyle olmalıdır: “davranmayı”.

  • Televizyondaki yayınlanan programda eğitimin sorunları tartışıldı.

Bu cümlede de “-ki” eki gereksiz kullanılmıştır. Bu ek, geldiği sözcüğü sıfat yapar ya da başka bir sözcüğün yerine geçerek zamir görevini üstlenir. Bu iki görevi de örnek cümlede görmek olanaksızdır.

Sözcüklerin Yanlış Yerde Kullanılması

Cümleyi meydana getiren sözcükleri cümlede doğru yerde kullanmazsak cümlenin anlamında bozukluk, değişiklik olacaktır. Cümlenin anlamının açık olması için, cümleyi oluşturan sözcükleri, anlatmak istediğimiz anlama göre sıralamalıyız.

ÖRNEK
  • “Ağrısız kulak delinir.”

Bu cümlede iki yargı olabilir: Kulağın ağrısız olduğu ve delinme işleminin ağrısız yapıldığı. Sözcük yanlış yerde kullanıldığı için “ağrımayan kulakların” delindiği gibi bir anlam ortaya çıkıyor. Oysa cümlede verilmek istenen şudur: “Kulak ağrısız delinir.”

ÖRNEK
Başbakan, beş gün içinde yerle bir olan Erzincan’a gidecek. (Yanlış)

Başbakan, yerle bir olan Erzincan’a beş gün içinde gidecek. (Doğru)

 

Otuz emekli öğretmen göreve yeniden başladı. (Yanlış)

Emekli otuz öğretmen göreve ….. (Doğru)

 

İzinsiz inşaata girilmez. (Yanlış)

İnşaata izinsiz girilmez. (Doğru)

 

Çok başım ağrıyor. (Yanlış)

Başım çok ağrıyor. (Doğru)

 

Odaya girince, göz ucuyla bir kenara fırlattığım çantama baktım. (Yanlış)

Odaya girince, bir kenara fırlattığım çantama göz ucuyla baktım. (Doğru)

Yapısı Yanlış Olan Sözcüklerin Kullanılması

Sözcüklere yanlış ekler veya yanlış sözcükler getirmek suretiyle meydana gelen anlatım bozukluğudur.

ÖRNEK
  • Fatma Hanım, komşusu gelince işinden alıkoyulmuştu.

“alıkoyulmuştu” sözcüğüne yanlış ek getirilmesi anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Cümlenin doğru şekli şudur: Fatma Hanım, komşusu gelince işinden alıkonulmuştu.

Çevremizi elbirliğiyle güzelletmeye çalışalım. (güzelleştirmeye)

Belediyenin ekmek fiyatlarını ucuzlaştıracağı söylendi. (ucuzlatacağı)

Dil Bilgisi ile İlgili Yanlışlıklar

Öge Eksikliğinden Kaynaklanan Yanlışlıklar

Bu anlatım bozukluğunda, cümleyi meydana getiren ögelerin cümlede doğru kullanılıp kullanılmadığına bakarız. Özellikle birleşik, sıralı veya bağlı cümlelerde bu tür anlatım bozukluğuna sık rastlanır.

Cümlede birden fazla yüklem bulunduğunda, bunlara bağlanan ortak ögelerin yüklemlerle uyumlu olması gerekir. Cümle kuruluşundaki bu özelliği, şöyle açıklayalım:

 >  “Bugün seninle yemek yiyelim.” ve “Bugün seninle sinemaya gidelim.” cümlelerindeki ortak ögeleri, iki cümleyi sıraladığımız zaman en başa getiririz: “Bugün seninle yemek yiyelim, sinemaya gidelim.” (Böylece zarf ve edat tümleçleri, “yiyelim” ve “gidelim” yüklemlerinin ikisine de uyumlu olduğu için cümleler doğru bir biçimde sıralanmış olur.)

 >  “Dedem, her gün bize uğrardı.” ve “Dedem, her gün bize şeker getirirdi.” cümlelerini bağlarken de ortak ögeleri başta söyleriz: “Dedem, her gün bize uğrar ve şeker getirirdi.” (Böylece, aynı görevde kullanılan sözcükleri tekrara düşmeden ve yüklemlerle uyumlu bir biçimde söylemiş oluruz.)

 >  Kendimi savunmak zorunda değilim.” ve “Size bir açıklama yapmak zorunda değilim.” cümlelerini bağlamak için de ortak ögeleri bir kez söylememiz yeterlidir: “Kendimi savunmak ve size bir açıklama yapmak zorunda değilim.”

 >  “Babama her zaman saygı duydum.” ve “Babamı hiçbir zaman üzmedim.” cümlelerini bağlarken bütün sözcükleri kullanmamız gerekir; çünkü iki cümlenin ortak tek ögesi, öznedir. Şu biçimdeki bir bağlama yanlış olacaktır: “Babama her zaman saygı duydum ve üzmedim.”

Böyle bir cümleden çıkacak anlam şudur: Babama her zaman saygı duydum ve babama her zaman üzmedim.

Şimdi bu konuyla ilgili anlatım bozukluklarını sırasıyla inceleyelim:

ÖRNEK

İlaçların fiyatları  deftere  yazıldı  ve  raflara  dizildi.

Sözde Özne           D.T.     yüklem         D .T.    yüklem

Cümle sıralı cümledir, dolayısıyla ögelerin tam kullanılıp kullanılmadığına bakmalıyız. Cümlede iki özne (Yüklemler edilgen çatılı olduğunda nesneye sözde özne dendiği, “Cümlenin Ögeleri”nde anlatılmıştı.) olması gerekirken tek özne kullanılmış, bu da anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Çünkü “ilaçların fiyatları raflara dizildi” anlamı yanlıştır. Cümlede, “özne eksikliği” vardır. Dolayısıyla, ikinci cümleye uygun olan “ilaçlar” sözcüğünün kullanılması gereklidir. Cümlenin doğru şekli şöyledir: İlaçların fiyatları deftere yazıldı ve ilaçlar raflara dizildi.

  • “Tiyatronun onarımı yakında bitecek ve hizmet vermeye başlayacaktır.”

Birinci cümlenin öznesi “tiyatronun onarımı”dır. İkinci cümlede ise “Hizmet vermeye başlayacak olan nedir?” sorusuna yanıt alamıyoruz. Dolayısıyla ikinci cümleye bir özne getirilmelidir. Özne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Cümle şu şekilde düzeltilir: Tiyatronun onarımı yakında bitecek ve tiyatro hizmet vermeye başlayacaktır.

  • Sanatçı, insanları sevdi, hoşgörüyle bağlandı.

İki cümlenin de yüklemine özneyi bulmak için soru sorduğumuzda “sanatçı” yanıtını alıyoruz. Özne, iki yüklem için de uyumludur. Ancak, iki yükleme de ortak olarak bağlanan “insanları” sözcüğü, birinci yüklemle uyumlu olduğu halde, ikinci yüklemle uyumlu değildir. “insanları bağlandı” olmaz, “insanlara bağlandı” denmelidir. İkinci cümleye “onlara (insanlara)” sözcüğünü getirirsek, dolaylı tümleç eksikliğinden kaynaklanan anlatım yanlışlığını düzeltebiliriz. Cümlenin doğrusu şudur: “Sanatçı, insanları sevdi, onlara hoşgörüyle bağlandı.”

  • Seni çok seviyorum ve güveniyorum.
Bakabilirsin:  Paragrafta Anlatım Teknikleri

Bu cümlede de ikinci cümlenin dolaylı tümleci eksiktir. Doğrusu: Seni çok seviyorum ve sana güveniyorum.

  • Onlara inanmıyor, yalancılıkla suçluyordu.

Başta verilen “onlara” sözcüğü, ikinci cümlenin de ögesi durumundadır. Oysa, “onlara yalancılıkla suçluyordu” denemez. “Kimi yalancılıkla suçluyordu?” sorusunun yanıtını cümlede bulamıyoruz. “Kimi” sorusu nesneyi buldurduğu için cümlede nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu var. Doğrusu: Onlara inanmıyor, onları yalancılıkla suçluyordu.

Seni azonu hiç sevmem.

I.cümle        II. cümle

II. cümlenin cümlenin yüklemi, I. cümlenin de yüklemi görevini üstlenmiştir; ama yanlış bir kullanımdır. I. cümlenin yüklemi eksiktir. Cümlenin doğrusu, “Seni az severim, onu hiç sevmem.” olmalıdır.

  • Evin günlük giderleriyle babam, genel işleriyle ben ilgilenirim.

Birinci cümlenin yüklemi eksik olduğu için, “babam ilgilenirim” gibi bir anlam oluşmaktadır. Bu da yanlış bir kullanımdır. Doğrusu “…. babam ilgilenir, …” olmalıydı.

  • Herkes bana hoşgörüyle yaklaşıyor, hatamı yüzüme vurmuyordu.

İkinci cümlenin öznesini bulmak için “Kim hatamı yüzüme vurmuyordu?” sorusunu yönelttiğimizde “herkes” yanıtını alıyoruz. Oysa, “herkes, hepsi, her …” gibi sözcükler, genellikle, olumlu yüklemlerle kullanılır; olumsuz yüklemlerle de “hiç, hiçbiri, kimse …” gibi sözcüklerin kullanılması gerekir. Burada da II. cümlenin yüklemi olumsuzdur. Öyleyse, ikinci cümleye uygun bir özne bulunmalıdır. Cümlenin doğrusu: “Herkes bana hoşgörüyle yaklaşıyor, kimse hatamı yüzüme vurmuyordu.”

Yüklemlerde Uyumsuzluk

Çatı Uymsuzluğu

Birleşik bir cümlede birden fazla yargı bulunur. Bu yargıların özneleri ortak ise yüklemi oluşturan eylemlerin çatı bakımından uyumlu olması gerekir. Özneleri ortak eylemlerin çatıları uyumsuz ise cümlede anlatım bozukluğu meydana gelir.

ÖRNEK
  • Sorunları ilgililerle tartışıp bir çözüm yolu bulunabilir.

Bu cümledeki “tartışıp” sözcüğü (eylemsi) etkendir, ancak cümlenin yüklemi (bulunabilir) edilgendir. Cümlenin doğrusu şöyle olabilir: “Sorunları ilgililerle tartışıp bir çözüm yolu bulabiliriz.” ya da “Sorunlar ilgililerle tartışılıp bir çözüm yolu bulunabilir.”

  • Kapılar kapandı, sonra merdivenlerden sergi salonuna doğru yürüdü.

Bu cümledeki çatı uyumsuzluğu nedeniyle ikinci cümlenin öznesi “kapılar” gibi anlaşılıyor: Kapılar kapandı, sonra kapılar … yürüdü. Cümledeki anlatım bozukluğu birkaç şekilde giderilebilir: “Kapılar kapandı, sonra … yüründü.”, “Kapılar kapandı. Sonra ….. yürüdü.” ya da “Kapılar kapandı; sonra Ahmet, merdivenlerden sergi salonuna doğru yürüdü.”

Kip/Kişi Eklerinin Uyumsuzluğu

Birden fazla cümle bir araya getirildiğinde, yüklemlerdeki ortak kip/kişi ekleri sondaki yüklemde kullanılır: Gözleri alevlenmiş (ti), boyu birdenbire dev kadar büyümüş (tü), kavuğu sivrilmiş (ti), düşük bıyıkları kabarmıştı. (Ömer Seyfettin)

Son yüklemdeki kip/kişi eklerinin uyumsuz kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.

ÖRNEK
  • Başkan, oturumu açmış, bizler de raporlarımızı okumaya başlamıştık.

Bu örnekte, sondaki yüklemde yer alan “-tik” ekleri (-ti, -k), “açmış” yükleminin de ekleriymiş gibi, ortak olarak kullanılmıştır. Oysa bu ekler, birinci cümleyi tamamlayamaz. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır: Başkan, oturumu açmıştı, bizler de … başlamıştık.

Eylemsi ve Ek eylem Eksikliği

Bu konuyla ilgili anlatım yanlışları da yüklemlerle ilgilidir. Yüklemlerin ya da yüklemlerde kullanılan eklerin ve sözcüklerin ortak kullanılması, kurallara uygunsa mümkündür.

ÖRNEK
  • Onun yıllardır beste ve söz yazdığını hepimiz biliyoruz.

Bu cümledeki “beste ve söz” sözcüklerinin ikisinin de “yazdığını” (eylemsi) tamamlıyor, ama “beste yazmak” doğru değildir. Doğrusu şöyledir: …beste yaptığını ve söz yazdığını…

  • Servis yapanlar güler yüzlü ama yemekler pek iyi değildi.

Bu cümlede de ilk yargı olumlu, ikinci yargı olumsuzdur ve ikinci cümleye olumsuz anlam veren “değildi” sözcüğü birinci cümlenin yükleminde ek eylem kullanılmadığı için bu cümleyi de olumsuz yapıyor. Bu cümleyi düzeltmek için “güler yüzlü” sözcüğüne “idi” ek eyleminin getirilmesi gerekir. Cümlenin doğrusu şöyledir: Servis yapanlar güler yüzlüydü ama yemekler pek iyi değildi.

Özne – Yüklem Uyumsuzluğu

Özne ile yüklem, teklik-çokluk bakımından uyum içinde olmalıdır. Temel kural olarak, özne tekil ise yüklem de tekil, özne çoğul ise yüklem de çoğul olmalıdır, denebilir. Öznenin insan olması durumunda buna dikkat edilmelidir. Ancak, şu durumlarda başka kurallar uygulanmalıdır:

 a)  İnsan dışındaki varlıkların adları, soyut kavramlar, gövde parçaları, organ adları, eylem adları, çokluk eki alarak özne olduğunda yüklem tekil çekimlenir. Ancak, bunlar kişileştirilmişse (insan özelliği kazandırılmışsa) yüklem de çoğul olabilir.

Evin duvarları yıkıldılar. (Evin duvarları yıkıldı.)

Gözlerim, çok okumaktan ağrıyorlarmış. (Gözlerim …. ağrıyormuş.)

Senin düşüncelerin beni etkilemezler. (Senin düşüncelerin … etkilemez.)

Çiçekler günden güne soluyorlar. (Çiçekler … soluyor.)

Kuşlar şarkı söyleyerek bize göz kırpıyorlardı. (Kuşlar, kişileştirildiği için, bu kullanım doğrudur.)

Lokantanın önündeki kediler, birkaç lokma için yalvarıyorlardı. (Kediler kişileştirilmiştir. Bu nedenle yüklemin çoğul olması doğrudur.)

 b)  “Herkes, hiçbiri, hiç kimse, birkaçı, bazıları, birçoğu” gibi belgisiz zamirler Özne olduğunda yüklem tekil çekimlenir.

Bazıları sinemaya gittiler. (Bazıları sinemaya gitti.)

Hiç kimse bizimle ilgilenmediler. (Hiç kimse bizimle ilgilenmedi.)

Birkaçı bu haksızlığa itiraz etmek istediler. (Birkaçı … istedi.)

 c)  Sayı sıfatlarıyla oluşturulan tamlamaların özne olduğu cümlelerde yüklem tekil çekimlenmelidir.

İki genç, yaşlı kadının çantasını taşıyarak ona yardım ettiler. (iki genç … yardım etti.)

Yüzlerce insan, rıhtımda bekliyorlardı. (Yüzlerce insan, … bekliyordu.)

 d)  “Örtülü özne’nin mutlaka edilgen eylemle kullanılması gerekir. Örtülü özneyi etken bir fiille kullanmak doğru değildir.

Bu etkinlikler, halk tarafından (Örtülü Ö.) büyük ilgi görüyor. (etken eylem)

(Yanlış)

Bu etkinlikler, halk tarafından (Ö.Ö.) ilgiyle karşılanıyor. (edilgen eylem)

(Doğru)

Tümleçlerin Yüklemle Uyumsuzluğu

Bir cümleyi oluşturan her unsurun, dil kuralları çerçevesinde birbiriyle uyumlu olması gerekir. Birbirine aykırı sözlerin bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

ÖRNEK
“Bana neden sinir yapıyorsun?” cümlesine göre, kişinin yaptığı şey “sinir”dir. Doğru cümle “Bana neden sinirleniyorsun?” olmalıdır.

“Bugünlerde hiç uyku uyuyamıyorum.” cümlesinin yüklemi (uyuyamıyorum) geçişsizdir ama cümlede nesne (uyku) kullanılmıştır. “Uyku” sözcüğünün cümleden çıkarılması gerekir.

“Sizi gördüğüme çok mutluyum.” cümlesindeki “mutluyum” yüklemine “neye” diye bir soru soramayız. İnsanın mutlu olmasının bir nedeni vardır ve bu nedeni ortaya koyan, “niçin” sorusuna cevap veren bir tümleç kullanılmalıdır. Doğru cümle şöyledir: Sizi gördüğüm için çok mutluyum.

Cümlede Anlam Belirsizliği

Cümle, anlatılmak isteneni en doğru, en açık biçimde verebilmelidir. Bir cümleden birden fazla anlam çıkıyorsa o cümle, anlatım yönünden kapalıdır. Böyle bir anlatım yanlışlığının pek çok nedeni olabilir.

ÖRNEK
  • “Ne söylediğini duymadım.” cümlesi şöyle iki anlama gelebilir:

-(Onun) ne söylediğini duymadım.

-(Senin) ne söylediğini duymadım.

  • “Bu eser, dikili taşlar üzerine yazılan bir eserdir.”

“üzerine” sözcüğü cümleye iki ayrı anlam vermektedir: “üstüne”, “hakkında”

  • “Emine öğretmeniyle tartışmış, onunla görüşeceğim.”

Bu cümleden şu anlamlar çıkarılabilir: “O, Emine öğretmeniyle tartışmış, öğretmenle görüşeceğim.”, “Emine, öğretmeniyle tartışmış, Emine’yle görüşeceğim.” ya da “Emine, öğretmeniyle tartışmış, öğretmeniyle görüşeceğim.”

  • “Üzgünüm, gelemeyeceğim.”

Cümledeki neden – sonuç ilişkisi açık değildir. Üzgün olduğu için mi gidemeyecek, gidemeyeceği için mi üzgün?

Tamlama Yanlışları

Türkçede tamlamalar, sıfat tamlaması ve isim tamlaması olarak iki çeşittir. İşte bu tamlamaları meydana getiren unsurlardan birinin yanlış yerde kullanılması veya tamlamada bulunması gereken bir sözcüğün kullanılmaması, anlatım bozukluğuna neden olur.

ÖRNEK
  • “En son zamla memur katsayıları artırıldı.”

Bu cümlede tamlamayı meydana getiren sözcüklerden biri yazılmadığı için, “memurların katsayısı” olduğu anlamı ortaya çıkmaktadır. Oysa artırma, “maaş katsayısı”nda yapılmıştır. “….memur maaş katsayıları artırıldı.”

  • “Ailemizin iki başarılı üyesi, yurt dışına çıktı.”

Bu cümledeki “iki başarılı üyesi” tamlamasından, sözü edilen kişilerin iki başarısı olduğu anlamı çıkıyor. Tamlama, “başarılı iki üyesi” biçiminde olmalıdır.

  • “Fen ve askeri liselere giriş sınavları bu ay yapılacak.”

Bağlaçla birbirine bağlanan iki sözcük, aynı tamlamanın unsurları olarak düşünülecektir. Bu durumda, “en liselere” biçiminde bir tamlama meydana gelecektir. Oysa, bu tamlamanın doğrusu “fen liselerine”dir. (Fen liselerine ve askeri liselere ….)

  • “Yabancı ve Türk romanının klasiklerini incelemiştir.”

Bu cümlede de, birbirine yanlış bağlanan tamlama unsurları nedeniyle anlatım bozukluğu vardır. “Yabancı romanı” biçiminde bir tamlamanın doğru olduğu düşünülemez.

Noktalama İşareti Eksikliği

Bu anlatım bozukluğu çoğu kez, virgülün () kullanılmamasından kaynaklanmaktadır. Virgül kullanılmadığı için ikili bir yargı (anlam) ortaya çıkmaktadır. Özellikle, adlaşmış sıfattan sonra isim getiriliyorsa virgülün kullanılması zorunludur.

ÖRNEK
“Küçük ağacın arkasına oturdu.” Küçük, burada sıfat olarak kullanılmış ve ağacı nitelemiştir. “Küçük, ağacın arkasına oturdu.” Burada da “küçük” sözcüğüyle birinden bahsedilmektedir. “Küçük” sözcüğü, adlaşmıştır.

Satıcı kadınla konuşup pazarlık yapıyordu.” “Satıcı”sözcüğünden sonra virgül kullanılması, anlamı değiştirir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir