Noktalama İşaretleri

Noktalama işaretleri insanların; duygu ve düşüncelerini, hissettiklerini belirtirken ve yazıya aktarırken kullandıkları aynı zamanda konuşma sırasında nefes alıp-verme, duraksama gibi hareketlerimize yön veren yazılı ve sözlü olarak bir amacı olan kavrama denir.

Nokta (.)

 >  Tamamlanmış bir cümlenin sonuna konur:

ÖRNEK
Yönetmen, zamanın çok çabuk geçtiği olgusuna farklı bir anlatım getiriyor.
 >  Bazı kısaltmalardan sonra konur:

ÖRNEK
Prof. (Profesör), Bşk. (Başkan), bk. (bakınız), vb. (ve benzeri), yy. (yüzyıl), Bn. (Bayan), Apt. (Apartman), Bul. (Bulvar), Alm. (Almanca)
 UYARI  Her kelimesinin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla oluşturulan kısaltmalarda (kuruluş, kitap, yön adlarının kısaltmaları), T.C. (Türkiye Cumhuriyeti) T. (Türkçe) kısaltmaları hariç, nokta kullanılmaz.

 >  Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayılar arasına konur:

ÖRNEK
29.10.1923, 29.X.1923
 UYARI  Tarihlerde ay adı yazıyla belirtilmişse nokta kullanılmaz.

ÖRNEK
29 Ekim 1923, 18 Temmuz 2009 gibi.
 >  Saat ve dakika gösteren sayılar arasında kullanılır:

ÖRNEK
Otobüsümüz 09.20’de hareket edecek.

Toplantı 14.00’te başlayacak.

 >  Sıra gösteren sayılardan sonra kullanılır:

ÖRNEK
2. (ikinci), 17. (on yedinci), IV. Murat, XX. yüzyıl, 37. Sokak
 >  Arka arkaya sıralandıkları için virgülle ya da çizgiyle ayrılan rakamlardan yalnızca sonuncu rakamdan sonra nokta konur:

ÖRNEK
2, 3 ve 4. sorular, XIX-XX. yüzyıllarda.
 >  Sayı basamakları arasına konur:

ÖRNEK
27.560, 355.100, 4.250.165

Virgül (,)

 >  Birbiri ardınca sıralanan eş görevli sözcük ya da sözcük grupları arasına konur.

ÖRNEK
En sevdiği fotoğrafları, yeni aldığı kitapları, renk renk kalemleri çantasına özenle yerleştirdi. Bir çocuk gibi heyecanlanarak, sevinerek yola çıktı.
 UYARI  Farklı türden sıfatlar arasına virgül konmaz. Niteleme sıfatı ile belirtme sıfatları, görevleri bakımından farklı olduğundan aralarına virgül konması yanlışlığa yol açar.

 >  Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılır.

ÖRNEK
Gözleri alevlenmiş, boyu birdenbire dev kadar büyümüş, kavuğu sivrilmiş, düşük bıyıkları kabarmıştı. (Ömer Seyfettin)
 >  Cümlede, vurgulu bir biçimde belirtilmesi gereken ögelerden sonra konur:

ÖRNEK
O zamanlar, gerçek bana hiç de etkileyici görünmüyordu.
 >  Uzun cümlelerde özneden sonra konur:

ÖRNEK
Kadınlar, kalın giysiler içinde ölesiye çalışıyorlardı. Ev sahibi, elinde tuttuğu kahve fincanından bir yudum aldıktan sonra konuşmayı sürdürdü.
 >  Bir sözcüğün, kendisinden sonra gelen sözcük ya da sözcük gruplarıyla anlam ve yapı bakımından bağlantısı olmadığını göstermek ve anlam karışıklığını önlemek amacıyla kullanılır.

ÖRNEK
Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi. (Reşat Nuri Güntekin)

Bir orkestrada olduğu gibi, büyük bir dikkatle beklenen, küçük bir sükunet hasıl oluyor. (Mehmet Kaplan)

Arkadaşının, çantasını gizlice açtığını iddia etti.

 UYARI  İsim tamlamasında ya da sıfat tamlamasında tamlama unsurları (tamlayan ve tamlanan) arasına virgül konulamaz. Bu kural, cümlede bir anlam karışıklığı olması durumunda geçerli değildir.

ÖRNEK
“Konuşmada sesin belirlediği anlam değerini, yazılı anlatımda noktalama işaretleri sağlar.” cümlesinde “sesin … anlam değeri” tamlaması bölünemez, yani “sesin” sözcüğünden sonra virgül konulamaz.

“Sağlık ocaklarının tatil günleri de açık olacağı duyuruldu.” cümlesinde ise anlam karışıklığı vardır. “Sağlık ocaklarının tatil günleri…” biçiminde bir tamlama ortaya çıkıyor; oysa cümledeki anlama göre “sağlık Ocaklarının … açık olacağı” anlaşılmalıdır. Hangi sözcükler arasında yapı ve anlam bakımından ilgi olduğunu netleştirmek için “ocaklarının” sözcüğünden sonra virgül konulmalıdır.

ÖRNEK
“Güzellikleri göstermeye çalışan sanatçı için hayat en zengin malzemedir.” cümlesinde “Sanatçı” tamlanan isim), “güzellikleri göstermeye çalışan” tamlayan (sıfat grubu) dır. Bu unsurlar arasına virgül konulamaz. “Çalışan” sözcüğünden sonra virgül konulursa tamlama bozulur, cümle anlamsızlaşır.

“Sizden beklenen işlerin doğru olarak ve zamanında yapılmasını sağlamanızdır.” cümlesinde ise “işler” tamlanan (isim), “sizden beklenen” tamlayan (sıfat) olarak görünüyor; oysa cümledeki anlam bu değildir. “Sizden beklenen işlerin…” biçiminde bir sıfat tamlaması olmadığını, cümlede böyle bir anlam bulunmadığını göstermek için “beklenen” sözcüğünden sonra virgül konulmalıdır.

 >  Cümle içindeki ara söz ve ara cümlelerin başına ve sonuna konur.

ÖRNEK
Çocuklar, beni dinlerseniz, size bir haberim var.

Bu, annemin, İstanbul’da doğan bir kadının, öyküsüdür.

 >  Tırnak içine alınmamış aktarma cümlelerini belirtmek için kullanılır.

ÖRNEK
Şehirde ilk önce hükümet doktoruyla karşılaştım, dedi.
ÖRNEK
– Anneme, ben de arkadaşlarımla buluşacağım, dedim.

Bugünlerde başımı kaşımaya vakit bulamıyorum, dedi. (R. Nuri Güntekin)

 >  “Hayır, yok, evet, peki, tamam, hayhay, baş üstüne, haydi, öyle…” gibi sözlerden sonra konur:

ÖRNEK
Olur, ben de sizinle gelirim. Evet, seni aradım. Hayhay, hemen gidelim. Yok, böyle söylemedi.
 >  Seslenmelerden sonra konur:

ÖRNEK
Çocuklar, yemek hazır. Sevgili Arkadaşım, Sayın Başkan,
 >  Anlama güç kazandıran tekrarlardan sonra konur:

ÖRNEK
Akşam, yine akşam, yine akşam, Göllerde bu dem bir kamış olsam!

(Ahmet Haşim) Nemli gözlerle trenin arkasından baktı, baktı, baktı.

 >  Sayılarda kesirleri ayırmak için konur:

ÖRNEK
25,7 (yirmi beş tam, onda yedi)
 UYARI  “ve, veya, yahut” bağlaçlarından önce ya da sonra virgül kullanılmaz: Bu konuda çok bilgilidir ve bilgisini herkesle paylaşmaya çalışır. Siz anlaşarak bir karara varırsınız veya kararı bize bırakırsınız.

 UYARI  “De, da” bağlacından önce ya da sonra virgül kullanılmaz: O gün iş yerinize uğradım da belgeleri almayı unuttum. Hatıralarını da sevdiklerini de geride bıraktı.

 UYARI  Tekrarlı bağlaçlardan önce ve sonra virgül kullanılmaz: Ne tarihi seviyor ne matematiği. Hem okuyor hem çalışıyor. İster inanın ister inanmayın, durum böyle. Gerek yazdıkları gerek söyledikleri çok önemseniyordu. Ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin.

 UYARI  Zaman anlamı katarak iki cümleyi birbirine bağlayan “mi, mi” edatından önce ya da sonra virgül kullanılmaz: Çalıştın mı başarırsın. (Çalıştığın zaman başarırsın. Çalışınca başarırsın.)

 UYARI  Metin içinde zarf-fiil ekleriyle oluşturulmuş sözcüklerden sonra virgül kullanılmaz: Araştırma yaptıkça ilginç şeyler öğreniyordu. Akşamları biraz televizyon seyredip sonra uyuyordu. İşe başlamadan eksiklerini tamamlaması gerekiyordu.

 UYARI  Koşul ekinden sonra virgül kullanılmaz: Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar. Hamuru iyice yoğurursan ekmek daha güzel olur.

Noktalı Virgül (;)

 >  Cümle içinde virgüllerle sıralanmış tür ya da takımları birbirinden ayırmak için kullanılır:

ÖRNEK
O yıl doğan çocuklara Serkan, Mehmet, İlker; Esin, Öykü, Işıl adları verildi.
 >  Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılır:

ÖRNEK
Vahit saatine baktı, Niyazi de baktı; galiba durmuştu. (R. Nuri Güntekin)

Düş gücü bizi bildiğimizden daha bilge, duyduğumuzdan daha iyi, olduğumuzdan daha soylu kılar; yaşamı bir bütün olarak görmemizi sağlar. (Oscar Wilde)

Anan güzel idi, hani yeri; baban zengin idi, hani evi?

 >  “Çünkü, oysa, ancak, ama, fakat, ne var ki, yoksa …” gibi bağlaçlardan önce noktalı virgül kullanılabilir.

 >  Arka arkaya gelen birkaç virgülün kullanıldığı bir cümlede asil belirtilmesi gereken ögeyi ayırmak için kullanılır.

ÖRNEK
Saz: söz için, şiir için, kelimenin ayaklarını yerden kesmek için, mısrayı yaymak, hafızaya hakketmek için elinden geleni yapmış. (Bedri Rahmi Eyüboğlu) Bu cümlede “saz” öznedir ve virgülle belirtilmeye çalışılması durumunda cümledeki görevi anlaşılmaz. Cümlenin bütünündeki anlam bozulur.
ÖRNEK
Pancarı; üzümü, pamuğu, buğdayı deneyip başarı kazanamadıkları için yetiştiriyorlar Bu cümlede de noktalı virgül ) yerine virgül kullanılırsa cümle tam olarak anlaşılamaz Cümleden anlaşıldığına göre, yetiştirilen ürün yalnızca pancardır.

İki Nokta (:)

 >  Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur:

ÖRNEK
Evinin arka bahçesinde pek çok sebze yetiştiriyor: biber, fasulye, kabak…

Çantasına her şey sığmıştı: kalemler, gözlük, parfüm…

Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü! (Falih Rıfkı Atay)

 >  Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur:

ÖRNEK
Bu dar arka sokak, bulunduğu semtin adını taşır: Sinekli Bakkal. (Halide Edip Adıvar)

Ticaret tarihi üç konuyu içerir: Ticaret malının tarihini, ticareti yapanların tarihini ve ticaret yapılan yerlerin tarihini.

Onun düşüncesi, söylediği şu atasözünde gizliydi: Kalaylı bakır küflenmez.

 >  Başkalarından yapılan alıntılarda tırnak işaretinden önce konur:

ÖRNEK
İçinde bulunduğum durumu, Özdemir Asaf’ın “Telaş” şiiri özetler herhalde: “Yaşamak değil / Beni bu telaş öldürecek.”
 >  Edebi eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur:

ÖRNEK
Başhekim: Siz, doktor, elimizdeki delilerin gerçekten deli olduklarına inanıyor musunuz?

Başyardımcı: Onların deli olduklarını bize siz öğrettiğiniz hocam.

Başhekim: Demek, deliyi deli olmayandan ayırmak için öğrenim görmek gerekli. Öyle değil mi?

(Melih Cevdet Anday)

 UYARI  İki noktadan sonra bir cümle, cümle niteliğinde söz ya da özel ad yazılacaksa bunlar büyük harfle başlar. Örnekler sıralanacaksa küçük harfle başlatılır. Dolapta neler yoktu ki: meyveler, sebzeler, içecekler…

Üç Nokta (…)

 >  Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur:

ÖRNEK
Bugün her yer öyle kalabalık ki…!
 >  Alıntı yapılırken atlanan bölümler yerine konur:

ÖRNEK
“Şiirde noktalama işaretlerini kullanmamak, modern şiirin şekilde yaptığı yeniliklerden biridir…  Ama bu bir zevk şeklidir…” (Varlık dergisi)
 >  Sözün bir yerde kesilerek kalan bölümün okuyucunun hayal dünyasına bırakıldığını göstermek ya da anlatıma güç kazandırmak için konur:

ÖRNEK
Evvelâ fare gibi sandıktan vakit geçiren küçük Vehbi…

Hakikaten eğlenceli bir fındık sıçanı…

Kara şeytan gözleri, küçük hileli yüzü, sivri çenesiyle mektebin en zeki çehresi… (R. Nuri Güntekin)

 >  Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur:

ÖRNEK
– Birini mi bekliyorsun?

– Yook!..

– E, duracak mısın?

– Bilmem, duruyorum işte…

(M. Şevket Esendal)

ÖRNEK
– Kimsin?

– Ali…

– Hangi Ali?

– Sen misin, Ali usta? – Benim!

(Ömer Seyfettin)

 >  Herhangi bir sebeple söylenmek istenmeyen sözler ya da kaba sözcükler yerine konur:

ÖRNEK
Bu kasabada çok da tanınmayan A…’ya yüklüce bir miras kalmış.

Kılavuzu karga olanın burnu b…tan çıkmaz.

Soru İşareti (?)

 >  Soru bildiren cümle ya da sözlerden sonra konur:

 >  Kuşkuyla karşılanan, kesin olmayan ya da bilinmeyen yer, tarih vb durumlar için kullanılır:

ÖRNEK
Yusuf Has Hacib (1081-?) XI. yy. şairlerindendir.
 UYARI  Soru edatı “ınca. -ince” anlamında zarf-fiil işlevinde kullanıldığında cümle sonuna soru işareti konmaz: Annesi geldi mi keyfine diyecek olmaz.

 >  Soru anlamı taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur:

ÖRNEK
Uyudun uyanamadın olacak, Kim bilir nerede, nasıl, kaç yaşında? (Cahit Sıktı Tarancı)

Kimler geliyor, biliyor musunuz?

 >  Kimi zaman, soru edatı ya da soru sözcüğü kullanılmadan soru vurgusuyla söylenen sözlerin sonuna konur:

ÖRNEK
– Baş ağrısından kurtulamıyorum.

– İlaç?

– Alıyorum ama fayda etmiyor.

Ünlem İşareti (!)

 >  Mutluluk, heyecan, korku, acıma, şaşma gibi duyguları ifade eden cümlelerin sonuna konur:

ÖRNEK
Türlü seslerle “Ben buradayım! Ben buradayım!..” diye bağırıyor sanki. (N. Ataç)

Aşk olsun! Bizi çağırmadınız.

Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra kullanılır:

Hey, gençler! Ah! Benim de öyle bir oyuncak arabam vardı.

 NOT  Ünlem işaret, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir: Komşular, buraya toplanın! Komşular! Buraya toplanın!

 >  Alay, küçümseme, yerme, tersini kastetme anlamı verilmek istendiğinde yay ayraç içinde ünlem işareti kullanılır:

ÖRNEK
Çok bilgiliymiş (!)

Ama değerini bilecek kimse yokmuş (!)

Evi güzelce (!) temizlediğini söylüyor.

 UYARI  Ünlem işaretinden sonra iki nokta konması yeterlidir. Ünlem işaretinden önce iki nokta kullanılmaz. Gök ekini biçer gibi!.. Başaklar daha dolmadan. (Tarık Buğra)

Kısa Çizgi (-)

 >  Satıra sığmayan sözcükler bölünürken satir sonuna konur:

ÖRNEK
Günümüzün yaşayışına bir tür-

lü alışamıyoruz.

 >  Ara söz ve ara cümlelerin başına ve sonuna konur:

ÖRNEK
De Bir gün, her nedense, okula gitmemiştim. Dadaruh, babamın seyisi, ihtiyar bir adamdı. (O. Seyfettin)
 >  “-den…-a, ve ile, ila, arasında” anlamlarını vermek için sözcükler arasına konur:

ÖRNEK
Ural-Altay dil grubu, okul-aile iş birliği, 20-25°C, 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı
 >  Dil bilgisinde kök ve ekleri ayırmak için kullanılır:

ÖRNEK
kolay-cı-lık, at-iş
 >  Eklerin başına konur:

ÖRNEK
-de, -lik, -siz, -me
 >  Fiil kök veya gövdelerinden sonra konur:

ÖRNEK
git-, sula-, bul-, gör
 >  Heceleri göstermek için kullanılır:

ÖRNEK
git-me-ye-ce-ğiz, so-run-suz

Uzun Çizgi ()

 >  “Konuşma çizgisi” olarak da adlandırılan bu işaret, satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır:

ÖRNEK
– Geçmek istiyorum.

– Nereye?

– Şu ilerideki yere… (B. Felek)

 >  Oyunlarda uzun çizgi, konuşanın adından sonra da kullanılabilir:

ÖRNEK
Adam – Kalabalık arttıkça… ben burada… kulaklarımı tıkıyor, başımı nereye saklayacağımı bilmiyordum. Belki de bu hastalığım…

Kadın – Ah, ne günler yaşadık, ne güzel günler! Bu evde bir gün oturayım, ölmeye razıyım diyenler mi istersiniz, ev için türkü yakanlar mı!..

(M. Cevdet Anday)

Tırnak İşareti (” “)

 >  Bir kişiden ya da bir yazıdan olduğu gibi aktarılan sözlerin başına ve sonuna konur:

ÖRNEK
Kapıdan girer girmez “Bugün nasılsınız?” diye sorardı. Dalların boynu bükük, “Kederliyiz!” der gibi. (O. Seyfi Orhon)
 UYARI  Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, uç nokta, soru işareti vb.), tırnak içinde kalmalıdır: Ta derinden bir gün bana: “Gel!” desin. (A. Kutsi Tecer)

 >  Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınabilir:

ÖRNEK
Doğu’nun “erganun”u, Batı’nın “org”u oluyor. (A. Saygun)

Kemalettin Kamu, yedi yıl önce, bir mart akşamı, dünya ile olan bütün bağlarını çözmüş. “dönülmez akşamın ufku’na göç etmişti. (H. Dizdaroğlu)

 >  Cümle içinde geçen kitap ve yazıların adları, başlıkları tırnak içinde belirtilir:

ÖRNEK
Süer Eker, Çağdaş Türk Dili adlı kitabının “Atatürk ve Türk Dili” bölümünde, Atatürk’ün sözlerinden birini, “Balıkesir Paşa Camii’nde yaptığı bir konuşmada “Hutbe demek, halka hitap etmek, yani söz söylemek demektir… Hutbenin manası budur… Hutbeden maksat, ahaliyi aydınlatmak, ona yıl göstermektir; başka bir şey değildir.’ sözleriyle dilde sadeleşmenin önemi vurguladı.” diyerek aktarmıştır.
 NOT  Bu adlar ve başlıklar ile özel olarak belirtilmek istenen sözler, koyu veya eğik (italik) yazıyla da belirtilebilir.

Yay Ayraç (Parantez) [()]

Cümlenin yapısıyla doğrudan ilgisi olmayan açıklamalar için kullanılır.

 >  Yay ayraç içine alınan cümleler büyük harfle başlar ve sonuna uygun noktalama işareti konur:

ÖRNEK
Her şeyin çok çabuk “hatıra haline geldiğini vurgulayan koreografi (Geçen yıl mayıs ayında sahnelenmişti.) zamanın dolu dolu yaşanması gerektiği mesajını dansla iletiyor.
 UYARI  Hakkında açıklama yapılan söze ek getirilecekse bu ek, ayraç kapandıktan sonra yazılmalıdır. Evliya Çelebi (1611 ?- 1682)’nin gezip gördüğü yerleri anlattığı eseri…

 >  Tiyatro eserlerinde ve senaryolarda konuşanın durumunu, hareketlerini açıklayan sözler yay ayraç içine yazılır:

ÖRNEK
Yaşlı Adam (yukarıdan) – Ne oldu? Nedir kırılan?

Ev Sahibi Kadın (hıçkırıklarını tutmaya çalışarak) – Bardak. Bardak kırıldı.

(M. Cevdet Anday)

Köşeli Ayraç ([])

 >  Ayraç içinde ayraç kullanılması gerekiyorsa yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır:

ÖRNEK
Kemal Tahir, değişik takma adlarla [(Bedri Eser, Samim Aşkın, Ali Gıcırlı vb. (1910-1973)] aşk ve serüven romanları çevirdi.

Eğik Çizgi (/)

 >  Yan yana yazılması halinde mısraların arasına konur:

ÖRNEK
Bir akşamüstü pencerenden bakıyordun / Ağır ağır, yollara inen karanlığa . (O. Asaf)
 >  Adres yazılırken apartman numarası ile daire numarası ve semt ile şehir adları arasında kullanılır:

ÖRNEK
28 Sokak Nu.: 32/6 Bahçelievler/Ankara
 >  Tarih yazılırken gün, ay ve yılı gösteren sayılar arasına konur:

ÖRNEK
28/10/2009, 28/x/2009
 >  Dil bilgisinde eklerin farklı biçimlerini göstermek amacıyla kullanılır:

ÖRNEK
-de/-da/-te/-ta, -sız-siz/-suz-süz

Kesme İşareti (‘)

 >  Özel adlara getirilen çekim ekleri (iyelik, durum, bildirme ekleri) kesme işaretiyle ayrılır.

 >  Kişi adları, soyadları, takma adlar:

ÖRNEK
Atatürk’se, Nene Hatun’u, Yunus Emre’de, Uşaklıgil’in
 >  Özel adlardan hemen sonra yay ayraç içinde açıklama yapıldığında kesme işareti yay ayraçtan sonra konur:

ÖRNEK
Halit Ziya (Uşaklıgil)’nın
 UYARI  Özel bir adın yerine kullanılan “o” zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmamalı ve bu zamire getirilen ekler, kesme işaretiyle ayrılmamalıdır.

 UYARI  Özel adlara getirilen yapım ekleri (-lik, – 1,-CI, -leş…), çokluk eki (-ler/-lar) ve bunlardan sonra gelen değer ekler kesme işaretiyle ayrılmaz: Atatürkçülük, Türkçenin, Müslümanlığa, Hristiyanlığı, İstanbulluların, Muğlalı, Türkleşmek, Türklüğün, Ahmetler, Türklerin vb.

 UYARI  Akım, çağ, dönem adlarına getirilen ekler, kesme işaretiyle ayrılmaz: Orta Çağda, Tanzimat Dönemine, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında vb.

 >  Kişi adlarından sonra gelen saygı sözleri:

ÖRNEK
Mehmet Bey’i, Neriman Hanım’dan, Enver Paşa’ya.
 UYARI  Ünvanlardan sonra getirilen ekler, kesme işaretiyle ayrılmaz: Cumhurbaşkanınca, Türk Dil Kurumu Başkanının belirttiğine göre… vb.

 UYARI  Kuruluş, kurum, kurul ve iş yeri adlarına getirilen ekler, kesme işaretiyle ayrılmaz: İstanbul Teknik Üniversitesi Dekanlığına, Bakanlar Kurulunun, Türkiye Toplu Konut İdaresine, Gültekin Eczanesinin, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunda.

 >  Devlet adları:

ÖRNEK
Türkiye Cumhuriyeti’nde, Azerbaycan Cumhuriyeti’ni, Amerika Birleşik Devletleri’nin. d) Millet, boy, oymak adları: Türk’üm, Rus’muş, İngiliz’in, İtalyan’sınız.
 >  Kitap, dergi, gazete, sanat eseri adları:

ÖRNEK
Nutuk’un, Yaprak Dökümü’nde, Onuncu Yıl Marşı’nı, Mona Lisa’dan, Milliyet’te, Resmî Gazete’de.
 >  Kanun, tüzük, yönetmelik, genelge adları:

ÖRNEK
Dernekler Kanun’a, Adli Kolluk Yönetmeliği’nde vb.
 UYARI  Yazı içinde belli bir kanun, yönetmelik veya tüzük kastedildiğinde bu sözcükler büyük harfle başlar ve ekler kesme işaretiyle ayrılır: Söz konusu Yönetmelik’in 4. maddesinde… Belirtilen bu Kanun’un 2. maddesinin a bendi… vb.

 >  Yapı (köşk, yalı, kale, anıt, saray vb.) adları:

ÖRNEK
Çankaya Köşkü’nden, Topkapı Sarayı’nın, Ankara Kalesi’ni, Meçhul Asker Anıt’ı vb.
 >  Kıta, deniz, göl, ırmak, dağ, ova, geçit gibi, coğrafi yer adları:

ÖRNEK
Avrupa’ya, Marmara Denizi’nde, Hazar Gölü’nü, Dicle Nehri’ne, Erciyes Dağı’nın, Konya Ovası’na, Zigana Geçidi’ni vb.
 >  Yer belirten özel adlarda kısaltmalı bir söyleyiş söz konusu olduğunda da ekler kesme işaretiyle ayrılır:

ÖRNEK
Boğaz’da, Hisar’ın vb.
 >  Ülke, bölge, şehir, ilçe, köy, semt, cadde, bulvar, sokak adları:

ÖRNEK
Türkiye’ye, İç Anadolu’nun, Akdeniz Bölgesi’ni, Ankara’dan, Atatürk Bulvarı’nda, Birlik Mahallesi’ne, Kızılay Meydanı’na, Şair Baki Sokağı’ndaki vb.
 >  Gök biliminde kullanılan özel adlar:

ÖRNEK
Samanyolu’nu, Güneş’te, Dünya’nın, Mars’tan, Antares Takımyıldızı’nı vb.
 >  Dini ve mitolojik özel adlar:

ÖRNEK
Allah’ı, Tanrı’nın, Zeus’tan vb. 1. Hayvanlara verilen özel isimler: Kocabaş’ın, Yumak’ı vb.
 >  Kısaltmalara getirilen ekler, kesme işaretiyle ayrılır:

ÖRNEK
RTÜK’te, TDK’ye, TV’de, ÖSYM’nin vb.
 UYARI  Noktalı kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalara ek getirildiğinde kesme işareti kullanılmaz. Ek, noktadan ya da üs işaretinden sonra kelimenin veya üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: İng.den, vb.leri, yy.in; cm ye(santimetre kareye), m e (metre küpe) vb.

 >  Sayılara getirilen ekleri ayırmada kullanılır:

ÖRNEK
1999 yılı Haziranının 16’nci günü, 1983’te, 2’nci soru, 1,25’lik vb.
 >  Şiirde seslerin ölçüye uymak kaygısıyla düşürüldüğünü göstermek için kullanılır:

ÖRNEK
Ağrır bedenim, sızlar yaralarım Bu yarayı çeken yiğit sağ m’olur. (Karacaoğlan)
 >  Bir ek ya da harften sonra gelen ekler, kesme işaretiyle ayrılır:

ÖRNEK
m’nin n’den farkı, Türkçede -sız’la türetilmiş sözcükler…

Düzeltme İşareti (^)

 >  Yazılışları aynı, anlamları ve okunuşları ayrı olan sözcükleri birbirinden ayırmak için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine konur:

ÖRNEK
adet (sayı) / âdet (gelenek), aşık (eklem kemiği) / âşık (seven, tutkun), kar (yağış biçimi) / kâr (kazanç), hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz) vb.
 >  Arapça ve Farsçadan dilimize giren bazı sözcük ve eklerle özel adlarda bulunan “ince g, k” ünsüzlerinden sonra gelen a ve u ünlüleri üzerine konur:

ÖRNEK
ordugâh, tezgâh, rengârenk, dükkân, hikâye, kâğıt, Hakkâri, Kâzım.
 >  Kişi ve yer adlarında “ince ı” ünsüzünden sonra gelen a ve u ünlüleri de düzeltme işareti ile yazılır:

ÖRNEK
Nalân, Bala, Elâzığ, Lâdik, Lapseki vb.
 >  Nispet i’sinin, belirtme durumu (ismin i hali) ve iyelik ekiyle karışmasını önlemek için kullanılır:

ÖRNEK
(Türk) askeri ve askeri (okul), (kimya) ilmi ve ilmî (konular), (Atatürk’ün) resmi ve resmî (belgeler) vb.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir