Nurullah Ataç

Nurullah Ataç Cumhuriyet Dönemi eleştiri ve deneme yazarlarındandır. doğ. 21 Ağustos 1898, Beylerbeyi / İstanbul – ölm. 17 Mayıs 1957, Ankara.

Dört yıl Galatasaray Lisesinde okudu. Babasının yardımıyla Fransızca’sını ilerletti. Bir süre öğrenim için İsviçre’de kaldı. 1922’de Edebiyat Fakültesinin derslerini izledi. Kendi kendini yetiştirdi. Sınavla Fransızca öğretmeni oldu. Nişantaşı Lisesinde öğretmenliğe başladı. 1925 – 1926 yıllarında Ticaret Bakanlığında, 1926 – 1927’de MEB Talim Terbiye Dairesinde çevirmen ve yayın şefi olarak çalışmalarının dışında 1945’e dek çeşitli liselerde Fransızca öğretmenliği yaptı. 1952’de cumhurbaşkanlığı çevirmenliğinden emekli oldu. 1949’dan ölümüne dek Türk Dil Kurumu Yayın Kolu Başkanlığını yürüttü.

Yazı yaşamına 1921’de Dergâh dergisinde şiir, tiyatro yazısı ve Ahmet Haşim üstüne yazdığı bir eleştiri ile başladı. 1922 – 1925 yıllarında Akşam gazetesine tiyatro eleştirileri ve kitap tanıtım yazıları yazdı. Daha sonra Hakimiyet-i Milliye, Ulus, Milliyet, Tan, Son Posta, Haber Akşam Postası, Cumhuriyet, Son Havadis, Dünya gazeteleri ile Hayat, Edebiyat Gazetesi, Mektup, Varlık, Anayurt, Yeni Adam, Yediğün, Itafta, Ayda Bir, Yarımay, Yeni Mecmua, Ülkü, Seçilmiş Hikayeler ve Türk Dili dergilerinde deneme ve eleştirileri yayımlandı. Nurallah Ataç edebiyatımızda batılı anlamda deneme türünün ilk usta yazarıdır. Deneme, günce ve eleştirileriyle yeni bir edebiyat beğenisi, yeni bir kültür anlayışı ortaya koydu. 1940’dan sonra Türkçe’nin özleşmesinde en etkili yazar oldu. Yeni Şiir’in, Cumhuriyet Dönemi’nde birçok sanatçının tanınmasında öncülük etti. “Eleştirilerinde, okuduğu yapıttan yola çıkarak kendi düşüncelerini, duygularını dile getirdiği, yöntemi öznel olduğu için izlenimci bir eleştiri anlayışı içindeydi. 1950’den sonra yeni eleştirel yaklaşımlar ortaya çıkmasıyla öznelci tutumunu değiştirmek istedi. Sanat yapıtlarının belirli ölçütler ve verilerle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Daha sonraları yazdıklarında yine kendi yargılarını belirtti. Ama köklü kültürü, aydınlıkçı görüşü, üstün edebiyat yapıtlarıyla gelişmiş beğenisi onu yanlış sonuçlara götürmüyordu. O eleştiriyi bir sanat, eleştirmeni de sanatçı olarak görüyordu. Deneme ve güncelerinde edebiyat sorunlarını gündelik yaşayışla ilgili toplumsal sorunlar, aşk, ölüm, yalnızlık gibi evrensel temaları işledi. Konularını konuşurcasına tartışır gibi yazdı. Her alanda akılcı pozitivist ve hümanist bir batı anlayışla ilerlemenin, güzelin, doğrunun gözüpek savunucusu oldu.” Sabahattin Eyüboğlu, Memet Fuat, M. Cevdet Anday’ın denemelerinde görülen içtenliğin ilk örneklerini Ataç verdi. “Kabul edilmiş değerleri yeniden ele alarak tartıştı, düşündürdü. Yazılarında yeni bir dil ve anlatım biçimi yarattı. Kendine özgü devrik cümlelerle yazdıklarında zorunlu olmayınca hiçbir yabancı sözcük kullanmadı. Ataç yeni bir edebiyat, yeni bir kültür, yeni bir Türkçe arayışının kavgasını verdi. Bugün artık o düşüncelerin aşıldığı söylenebilir.” Batı kültürünü özümlemiş, ince bir edebiyat beğenisinin ürünü olan, kusursuz bir Türkçe ile denemeleri ve günceleri kendi türlerinde edebiyatımızın klasikleri olarak yerini almıştır.

ESERLERİ

Bakabilirsin:  Ahmedi

Günlerin Getirdiği (1946), Karalama Defteri (1952), Sözden Söze (1952), Ararken (1957), Diyelim (1957), Söz Arasında (1957), Okuruma Mektuplar (1958), Günce (1960), Prospero ile Caliban (1961).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir