Rasyonalizm Nedir?

Rasyonalizm nedir?

Rasyonalizm nedir?
Rasyonalizm ,olguların ve kavramların duygularla değil akıl ile kavranabileceğini savunan felsefi disiplindir.Tarihi ,Antik Yunan’a kadar uzanan rasyonalizmin öncüleri arasında Herakleitos ve Elealı Zenon yer alır.Bu filozoflar kaleme aldıkları eserlerde, mutlak bilgiye ancak düşünce yoluyla ulaşılabileceğini savunmuştur.

Akılcılık ve usçuluk adıyla da bilinen rasyonalizm, mevcut gerçekliklerin sadece zihin yoluyla idrak edilebileceğini savunan felsefi görüştür.Bu görüşe göre sezgi ya da duyularla algılanabilen her şeyin gerçekliğinden şüphe edilebilir.Çünkü hem duyular hem de sezgiler yanıltıcı olabilir.

Mevcut bilgilerin doğruluğu da tümevarım yöntemi ile ele alınır.Buna göre bir bilginin içeriği kadar kim tarafından, ne zaman ve hangi koşullarda aktarıldığı da önemlidir.Bir bilginin doğruluğunu tek bir yönüyle değil bir çok yönüyle sorgulanır ve ancak akla ve mantığa uygun bilgiler doğru ve geçerli sayılır.

Rasyonalizm ,metafiziğe ve sezgiciliğe tepki olarak doğmuştur.Çünkü her iki felsefi disiplinde de aklın temel ilkeleri reddedilir.Rasyonalizmde ise gözlem, karşılaştırma ,tümden gelim ve tümevarım gibi usçu yaklaşımlar ön plandadır.Rasyonalizm 17. yüzyılın ikinci yarısında başlayan Aydınlanma Çağında da etkili olmuştur.Rasyonalist yazarlar kaleme aldıkları eserlerle Fransız ihtilalinin gerçekleşmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Rasyonalizm , nedeni olmaksızın hiçbir şeyin var olamayacağını ve bundan ötürü her şeyin kavranmasının olanaklı olduğunu ileri süren görüştür.Sözcüğün metafizikteki bu anlamı akılcılığın, bilgi kuramında empirizme karşı çıkan bir görüşü savunmasına yol açar.

Bütün kesin bilgilerin apaçık ve zorunlu deneyim öncesi ilkelerden geldiğini ve bu tür bir bilgiyi ancak akıldaki bu ilkeler sayesinde elde edebileceğimizi; çünkü duyularımızın geçici ve bulanık bilgiler verdiğini ileri süren görüş olarak karşımıza çıkar.

Bilgilerimizin yalnızca duyular ,algılar ve deneyimlerden geldiğini ileri süren empiristlere karşı çıkan bu görüş, Descartes , Spinoza ve Hegel gibi filozoflar tarafından benimsenmiştir.

Akılcılar aklın ,sağlam bilgiler elde etmemizi sağlayan güvenilir ve etkin bir araç olduğunu daha güçlü biçimde savunmuşlardır.Bu da mistisizm, gaybi ilimler, duyu felsefesi gibi akla güvenmeyen yani irrasyonel felsefelere karşıt bir akılcılıktır.

Ardından bilginin edinilmesinde deneyimin büyük önem taşıdığını ileri sürerek empristlerin görüşündeki doğru yanı benimseyen ama akla da güvendikleri için bu anlamda akılcılığı benimseyen düşünürler ve akımlar da vardır.Örneğin Marksçılık, bilginin edinilmesini, insanın somut etkinliği, yani praksisi açısından ele alarak empirizmin ileri sürdüğü deneyimin önemini kabul ettiği gibi öznenin etkinliğini ileri süren klasik akılcılığın akla tanıdığı haklı payı da benimser ve bu iki görüşü daha yüksek bir bütün içinde kaynaştırıp aşarak kendi bilgi kuramını oluşturur.

Yorum Yap