Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik Abasıyanık Cumhuriyet Dönemi öykü yazarıdır, doğ. 23 Kasım 1906, Adapazan – ölm. 11 Mayıs 1954, İstanbul.

Sait Faik Abasıyanık yazmaya şiir ve öykü ile başladı. Uçurtmalar adlı ilk yazısı 9 Ocak 1929 tarihli Milliyet gazetesinde, daha sonra yazdığı öyküleri Varlık dergisinde yayımlandı. İlk öyküsü lisede kompozisyon ödevi olarak yazdığı İpek Mendil, ikincisi Zemberde adını taşır. 1934’te Varlık dergisinde yayımlanan bu öyküleriyle hemen dikkati çekti. Sait Faik, öykücülüğümüzde ilk kez geleneksel öykü anlayışına bağlı kalmadan yazmış bir yazarımızdır. Öykülerinde konu ve olaydan çok, kişileri yaşamın gerçekliği içinde vermiştir. Her kesimden insanı, denizi, kırları, hayvanları yaşamın bölünmez bir bütünü içinde yansıttı. Öykülerini şiirsel bir dille, yer yer gerçeküstücü bir biçimde anlattı. Anlatırken gözlemci bir gerçekliğe dayandı. Öykülerinde çocukluk, gençlik anıları, Fransa yılları, İstanbul’un kenar semtleri, balıkçılar ve dar gelirli insanlar yer aldılar. Sıradan insanları, günlük kaygılarından yakaladı. Onların gizli dramlarını bulup çıkardı. Kötülükler gördüğünde kendini kırlara, adalara atan Sait Faik, doğayı izlenimci bir tutumla yansıttı. Öykülerinde olayı ustaca yalınlaştırıp, ayrıntılardan arındırıp saf duruma indirgeyen bir anlatım görülür.

Eleştirmenler onun öykülerini iki evrede incelediler. İlk üç kitabındaki (Semaver, 1936 – Sarnıç, 1939 – Şahmerdan; 1940) öykülerini ilk, ötekilerini ikinci evresinin ürünü olarak ele almaktadırlar. Ancak yukarıda söylediğimiz özellikler yazarın tüm yapıtları için geçerlidir. “Türk hikâyeciliğindeki yeniliği,” kendinden önce gelen hiçbir hikâyecimizden yararlanmadan gerçekleştirmiştir. Onun gerçekleştirdiği yenilik ilk öyküsünden başlar, aynı özgünlükte sürer. Ne var ki Sait Faik’in 18 yıllık öykücülüğünde ilk üç kitabı 1936 – 1940 yıllarında yayımlandıktan sekiz yıl sonra Lüzumsuz Adam kitabını çıkarıyor. Bu sekiz yıllık aranın onun dilinde, öykü kişilerinde, öykünün geçtiği çevrede, insanlara bakışında, ahlak ve özgürlük anlayışında bazı değişikliklere yol açmıştır. Örnek verecek olursak: İlk öykülerinde “Fakir insan iyi insandır.” genellemesi ile çalışana duyduğu sevgi zamanla soyutlaşır insan sevgisine dönüşür. “Her şey bir insanı sevmekle başlar.” der.

Sait Faik Abasıyanık, ikinci derecede uğraş olarak edindiği şiirlerinin dışında (uzun öykü sayılabilecek) iki roman, öykü özelliği taşıyan 49 röportaj ve 171 öykü yazdı. Yapıtları önce Varlık Yayınları’nca sonra da Muzaffer Uyguner’in yayına hazırlamasıyla topluca basıldı. Sait Faik’in yaşam öyküsü, yapıtlarından derlenen kurgu ile i. Şehir Tiyatrosu ve Kenter Tiyatrosu’nda oyun olarak sergilenmiş ve seslendirilmiştir.

Sait Faik’i Amerika’da bulunan Mark Twain Derneği, 1953’te modern edebiyata hizmetlerinden dolayı onur üyesi seçmiştir.

Bakabilirsin:  Direktör Ali Bey

Yazarın ölümünden sonra annesi, kitaplarının gelirinden karşılanmak üzere “Sait Faik Armağanı”nı kurdu. 1955 yılından beri, bir önceki yılın en beğenilen öykü kitabına her 11 Mayıs günü bu ödül verilmektedir. Burgaz adasında yaşadığı köşk ise 1964’te “Sait Faik Müzesi” adıyla düzenlenerek ziyarete açıldı.

HAYATI:

1928’de Bursa Lisesini bitirdikten sonra İÜ Edebiyat Fakültesine kaydoldu. Burada aradığını bulamadığını ileri sürerek öğrenimini yarıda bıraktı. Babasının isteği ile 1931’de iktisat öğrenimi için İsviçre’nin Lozan kentine gitti. On beş gün sonra Fransa’nın Grenoble kentine geçti. Yabancı öğrenciler için açılan kurslara katıldı. Yüksek öğrenimine devam etmeyerek gönlüne göre yaşadı. 1935’te yurda döndü. Kısa bir süre Türkçe öğretmenliği yaptı. Babasının isteğiyle giriştiği zahire ticareti iflâsla sonuçlandı. 1942’de Haber gazetesinde bir ay süren adliye muhabirliğinden sonra başka bir işte çalışmadı. Babasından kalan mirasın geliriyle geçindi. Burgaz adasında annesi ile birlikte yaşamını sürdüren Sait Faik 48 yaşındayken tutulduğu siroz hastalığından kurtulamayarak öldü.

ESERLERİ:

ÖYKÜ: Semaver (1936), Sarnıç (1939), Şahmerdan (1940), Lüzumsuz Adam (1948), Mahalle Kahvesi (1950), Havada Bulut (1951), Kumpanya (1961), Havuz Başı (1951), Son Kuşlar (1952), Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954), Az Şekerli (1954), Tüneldeki Çocuk (1955), Mahkeme Kapısı (Röportaj, 1954), Balıkçının Ölümü – Yaşasın Edebiyat (Yazılar, 1977), Açık Hava Oteli (Konuşma, mektup, 1980), Müthiş Bir Tren (1981), Sevgiliye Mektup (Öykü, mektup, konuşma, 1987).

ROMAN: Medar-i Maişet Motoru (1944, Aynı roman 1952’de Bir Takım insanları adıyla yayımlanmıştır.) Kayıp Aranıyor (1953).

ÇEVİRİ: Yaşamak Hirsi – G. Simenon, 1982. ŞİİR: Şimdi Sevişme Vakti (1953).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir