Sözcükte Anlam

Sözcükte Anlam; anlatım birimi olan sözcük, bir duyguyu, bir düşünceyi, bir eylemi veya nesneleri dile getiren anlamlı ses birliğidir. Bazı sözcükler, tümce içinde kullanılmadan da bir anlamı karşılar. Bazılarının ise tek başına bir anlamı yoktur. Bağlaçlar (ve, ki, ama …), ilgeçler (için, ile, kadar, gibi …) böyle sözcüklerdir. Bu sözcükler, tümceyi oluşturan sözcükler veya tümceler arasında anlam ilgisi kurar. Şimdi, Sözcükte Anlam ve Kelimede Anlam başlığı altında inceleyeceğiz.

sözcükte anlam kavram haritası

Sözcüğün Anlam Özellikleri

Sözcüğün anlamıyla ilgili sorularda, sözcüğün cümle içindeki anlamına bakmak gerekir. Çünkü sözcükler, anlamını ve görevini cümle içinde kazanır.

Sözcüğün anlam özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:

Temel Anlam

Sözcüğün zihnimizde uyandırdığı ilk anlamdır. Sözcüğün asıl anlamı da diyebiliriz.

Yan Anlam

Bir sözcüğün temel anlamına bağlı olarak kazandığı yeni anlamdır. Yan anlamda, sözcüğün temel anlamının bir ölçüde korunduğu görülür.

Mecaz Anlam

Bir sözcüğün, temel anlamının tamamen dışında kazandığı yeni anlamdır. Mecaz anlamda, temel anlamın kaybolduğu, daha çok soyut anlamın ortaya çıktığı görülür.

“ayak” sözcüğünün değişik kullanımlarına ilişkin örnekleri inceleyelim.

ÖRNEK
“Yürümekten ayaklarım ağrıdı.” cümlesinde “ayak” sözcüğü temel anlamındadır. Çünkü “ayak” organ anlamıyla kullanılmıştır.

“Eşyaları taşırken sandalyenin ayağını kırmışlar.” cümlesinde “ayak” sözcüğü, insan ayağıyla ilişkilendirilerek “yan anlam”lı kullanılmıştır.

“Bütün ısrarlarımıza rağmen aynı şeyi yapmakta ayak diriyor.” cümlesinde ise “ayak diremek” mecaz anlam kazanıp deyimleşmiştir, “inat etmek” anlamıyla kullanılarak temel anlamından tamamen uzaklaşmıştır.

Deyimler ve atasözlerinde mecaz anlam çoklukla görülür. “Deyimler ve Atasözleri” başlığı altında ayrıntılar ele alınacaktır. Ayrıca, mecaz oluşturma yollarını “Mecaz Türleri” başlığı altında bulabilirsiniz.

Terim Anlam

Bilim, sanat, meslek dallarında, bu alanlarla ilgili özel bir anlamı karşılayan sözcüklere terim denir. Terim olarak kullanılan bir sözcüğün temel, yan veya mecaz anlam da taşıyabileceği unutulmamalıdır.

  • “Perde” sözcüğünün “Bu oyun, iki perde yazılmış.” cümlesindeki anlamı terim anlamdır.
  • “Evin perdesi camdan dışarı çıkmış.” cümlesinde temel anlamlıdır.
  • “Ördeğin ayaklarında perde vardır.” cümlesinde yan anlamla kullanılmıştır.
  • “Gözüne perde çekmiş, gerçekleri görmüyor.” cümlesinde ise mecaz anlamlı kullanılmıştır.

Yakın Anlam

Anlam bakımından birbirine yakın olan, ancak aynı anlamı karşılamayan ve kimi zaman birbiri yerine kullanılabilen, kimi zaman da kullanılamayan sözcüklerdir. uğraşmak – didinmek, öfke-kızgınlık, bol-geniş, keder-üzüntü vb.

ÖRNEK
  • Bu sınıf çok genişmiş.
  • Üzerindeki ceket çok boldu.

Yukarıdaki iki cümlede geçen “geniş” ve “bol” sözcükleri yakın anlamlıdır. Bu sözcükleri birbirlerinin yerine kullandığımızda cümlelerin anlamı ya bozulur ya da anlamda bir ölçüde değişme olur.

  • Bu sınıf çok bolmuş.
  • Üzerindeki ceket çok genişti.

Eş Anlamlı Sözcükler

Aynı kavramı (anlamı) karşılayan sözcükler eş anlamlıdır. Türkçede eş anlamlı sözcükler çok azdır. Genellikle yakın anlamlı sözcükler vardır. Eş anlamlı sözcükler daha çok, ayrı köklerden gelerek zamanla anlamca yaklaşmış sözcüklerdir. okul – mektep, öğrenci – talebe, sınav – imtihan vb.

 NOT  Eş anlamlı sözcüklerin cümlede bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.

Karşıt Anlam

Birbirlerine anlam bakımından karşıt (zıt) olan sözcüklerin oluşturduğu anlamdır. zayıf-şişman, uzun-kısa, ince-kalın, boş-dolu, gelmek-gitmek vb.

Unutulmaması gereken, sözcüklerin cümle içinde anlam kazandığıdır. Bu nedenle sözcüklerin zıt veya eş anlamı cümledeki anlamına göre bulunmalıdır. Örneğin, “beyaz” sözcüğünün eş anlamlısı “ak”; zıt anlamlısı “kara”, “siyah”tır. Ancak “Ak akçe kara gün içindir. ” atasözünde “ak” ve “kara” sözcüklerinin yerine “beyaz”, “siyah” sözcüklerini getiremeyiz. Aynı zamanda bu atasözünde “ak” ve “kara” sözcüklerini zıt anlamlı olarak düşünmek de mümkün değildir. Çünkü sözcükler mecaz anlam kazanmıştır.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise olumlu-olumsuz anlamların zıt anlam oluşturmadığıdır. Örneğin, “gülmek” sözcüğünün olumsuzu “gülmemek”tir. Zıt anlamı ise “ağlamak”tır. Aynı şekilde düşünerek “tuzsuz” sözcüğünün “tuzlu”nun olumsuzu olduğunu söyleyebiliriz. (“tuzlu” sözcüğünün zıt anlamlısı yoktur.)

Sesteş Sözcükler

Yazılışları aynı, anlamları farklı sözcüklerdir. Bu sözcüklerin anlamları arasında bir ilgi yoktur.

ÖRNEK
yaş (ıslak), yaş (yaşanan yıl)

yaz (mevsim), yaz (yazma eylemi)

yüz (surat, çehre), yüz (100), yüz (eylem (denizde yüzmek, deri yüzmek)

Somut ve Soyut Anlam

Duyularımızla algılayabildiğimiz kavramlar somut, algılayamadıklarımız da soyut kavramlardır.

“dolap, kitap, ev, hava, ses, insan…” gibi, duyularımızla algıladığımız kavramlar somutken; “insanlık, sevgi, aşk, dostluk, kin…” gibi, algılayamadığımız kavramlar soyuttur.

 NOT  Kimi zaman anlamı güçlendirmek amacıyla somut bir sözcük, soyut bir anlam kazanabilir. Kimi zaman da soyut anlamlı bir sözcük somut anlam kazanabilir. Bu, anlam genişlemesi yoluyla yapılır.

“Mecaz Türleri” başlığı altıda “somutlama” adıyla yer alan bu kullanıma örnekler şunlardır:

ÖRNEK
“Ablasının gölgesinde yaşamaktan bıkmıştı.” Cümlede “gölge” sözcüğü somut anlamdayken, “himaye” anlamını çağrıştırarak soyut bir anlamı karşılamıştır.
ÖRNEK
“Aşk kapıyı çalınca akil pencereden kaçar.” Cümlede, temel anlamıyla soyut olan “aşk” ve “akil” sözcüklerinin “kişileştirme” yoluyla somut anlam kazandığını görüyoruz.

(Kişileştirme: İnsan dışındaki varlıklara insana özgü niteliklerin verilmesidir.)

Nitel – Nicel Anlam

Bir varlığın kendine has, ölçülemeyen özelliklerini belirten sözcükler nitel anlamlıdır. Bir varlığın ölçülebilir, sayısal olarak ifade edilebilir özelliklerini belirten sözcükler de nicel anlamlıdır.

ÖRNEK
“Bu çevrede birbirinden güzel evler var.” cümlesindeki “güzel” sözcüğü, nitel anlamlıdır. Çünkü “evler”in bir özelliğini, niteliğini anlatmaktadır. 

“Ağaçların kalın gövdeleri, uzun dalları vardı.” cümlesindeki “kalın” ve “uzun” sözcükleri, ölçülebilir özelliklerdir. Bu nedenle nicel anlamlıdır.

 NOT  “kısa, ağır, ince, sıcak, büyük vb.” sözcükler, temel anlamlarıyla nicel olduğu halde nitel anlam taşıyacak şekilde kullanılabilir.

“Hazar, küçük bir göldür.” cümlesindeki “küçük” sözcüğü nicel anlamlıdır. “Küçük hedefleri aşıp büyük hedeflere koşmalısın.” cümlesindeki “küçük” ve “büyük” sözcükleri ise nitel anlamlıdır. . “Bugün hava çok sıcak.” cümlesindeki “sıcak” sözcüğü nicel anlamlıyken “Bana her zaman sıcak davranır.” cümlesinde nitel anlamlıdır.

Söz Grupları

Deyimler

Deyimler, kalıplaşmış sözlerdir. En az iki sözcükten oluşan deyimler, genellikle mecaz anlamlı sözcüklerden meydana gelir. Ancak, sözcüklerin temel anlamını koruduğu deyimler de vardır.

ÖRNEK
Bugünlerde dilin çok uzadı senin! (mecaz anlam)

Haberi duyunca etekleri zil çaldı. (mecaz anlam)

Özrün kabahatinden büyük, hâlâ konuşuyorsun! (Temel (gerçek) anlam)

Zavallının biriydi; kimi kimsesi yoktu. (Temel (gerçek) anlam)

Bazı deyimler hem gerçek hem mecaz anlamlı kullanılabilir. 

  • Düşene el uzatmak, insanlığımızın gereğidir. 
  • Çok misafirperverdi, herkese kapışı açıktı.
 NOT  Mecaz anlamlı deyimler başka bir dile sözcüğü sözcüğüne çevrilemez. Gerçek anlamlı deyimler ise aynen çevrilebilir.

Bakabilirsin:  Noktalama İşaretleri

Atasözleri

Atasözleri de deyimler gibi, kalıplaşmış sözlerdir. Bir ulusun deneyimlerinden ortaya çıkan genel kural niteliği taşıyan özlü sözlerdir. Deyimlerle atasözleri anlam bakımından benzer özellikler taşır. Ancak atasözleri, genel kural niteliği taşıması bakımından deyimlerden ayrılır.

a) Mecaz anlamlı atasözleri

  • Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
  • Baykuşun kısmeti ayağına gelir.

b) Gerçek anlamda kullanılan atasözleri

  • Bugünün işini yarına bırakma. Güvenme varlığa, düşersin darlığa.

c) Hem gerçek hem mecaz anlamda kullanılan atasözleri

  • Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Damlaya damlaya göl olur.

Konularına göre atasözleri

a) Sosyal olaylarla ilgili atasözleri

  • Sona kalan, dona kalır.
  • Minareyi çalan, kılıfını hazırlar.
  • Komşu komşunun külüne muhtaçtır.

b) Öğüt veren atasözleri

  • Sakla samanı gelir zamanı.
  • Taşıma suyla değirmen dönmez.
  • Söz gümüşse, sükût altındır.

c) Doğa olaylarını anlatan atasözleri

  • Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
  • Kork nisanın beşinden, öküzü ayırır eşinden.
  • Lodosun gözü yaşlı olur.

d) Töre ve geleneklerle ilgili atasözleri

  • Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.
  • Tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden alma.
  • Oğlan, babadan görür at oynatmayı; kız, anadan görür sofra donatmayı.

e) İnanışlarla ilgili atasözleri

  • Her kaşığın kısmeti bir olmaz.
  • Akacak kan damarda durmaz.
  • Kimsenin ahı kimsede kalmaz.

İkilemeler

Eş görevli iki kelimenin oluşturduğu sözcük grubudur. Anlamsal kuruluşları bakımından çeşitleri şunlardır:

Aynı sözcüğün tekrarıyla kurulanlar: seve seve, küçük küçük, şırıl şırıl, güle güle…

Yakın anlamlı sözcüklerle: ağlaya inleye, doğru düzgün, kılık kıyafet, mal mülk…

Zıt anlamlı sözcüklerle: er geç, aşağı yukarı, irili ufaklı, ileri geri…

Biri anlamlı, diğer anlamsız sözcüklerle: eski püskü, bölük pörçük, börtü böcek…

İkisi de anlamsız sözcüklerle: eciş bücüş, abuk sabuk, ıvır zıvır…

İkilemeler de kalıp sözlerdir. Sözcüklerin yeri değiştirilemez; örneğin “eski püskü”, “püskü eski” biçiminde söylenemez.

Mecaz Türleri

Benzetme (Teşbih)

Bir varlıktaki herhangi bir niteliğin belirtilmesi amacıyla, başka bir varlığın örnek gösterilmesine benzetme denir.

Tam benzetme, 4 ögeden oluşur.

Benzetmeye esas olan nitelik bakımından güçlü veya herkesçe bilinen, “kendisine benzetilen”dir. Benzetmeye esas olan nitelik bakımından zayıf kalan ise “Benzeyen”dir. Anlam ilgisini kuran ortak özellik “Benzetme yönü”, karşılaştırmayı sağlayan sözcük ise “Benzetme edatı”dır.

Benzetmeler her zaman, bahsettiğimiz dört öge ile kurulmayabilir.

  • Patron, kurnazlıkta tilkidir.
  • Benzeyen – B.Yönü – K.Benzetilen

Bu benzetmede benzetme edatı söylenmemiştir.

  • Patron, tilki gibidir.
  • Benzeyen – K.Benzetilen – B.Edatı

Bu örnekte ise benzetme yönü belirtilmemiştir.

  • Patron, tilkidir.
  • Benzeyen – K.Benzetilen

Bu benzetmede hem benzetme edatı hem de benzetme yönü söylenmemiştir.

  • Şu sessiz sedasız bekleyen tilkiye(K.Benzetilen) bakın.

Bu cümlede sadece kendisine benzetilen söylenmiş. Benzeyenin ne olduğu belirtilmiyor.

  • Dünyada artık silahlar(benzeyen) konuşmasın.

Bu örnekte ise benzeyen ögesi kullanılmış. “Silahlar” “insanlara” benzetilmiş; ancak kendisine benzetilen (insanlar) söylenmemiş.

Ad Aktarması (Mecaz-ı Mürsel)

Bir sözü ya da sözcüğü, benzerlik dolayısıyla değil de aralarındaki ilgi nedeniyle, kendi anlamından başka bir anlamda kullanmaya denir.

Ad aktarmasında esas olan, benzerlik değil, sözcüğün kendi anlamından sıyrılarak yerine geçtiği sözcükle arasında var olan temel anlam ilgisidir.

ÖRNEK
  • Ayağını çıkarıp içeriye girdi.

Bu örnekteki “ayak” sözcüğü temel anlamıyla ilgili başka bir sözcüğün (ayakkabı) yerine kullanılmıştır.

Ad aktarmasını sağlayan çeşitli anlam ilgileri vardır:

  • Bardağı kafasına dikti.

Yukarıdaki cümlede söylenmek istenen “bardağın kafaya dikildiği” değil, bardağın içindekinin içildiğidir Örnekteki anlam, “dış” söylenip “iç”tekinin sezdirilmesiyle sağlanmıştır.

  • Mozart’ı dinlediğim vakit, yüreğim ferahlar.

Örnekte sanatçı adı “Mozart” söylenmiş, ancak dinlenen, Mozart değil “yapıtları”dır. . Böylece ad aktarması, “sanatçı” adinin söylenmesi, “yapıtları”nın kastedilmesiyle yapılmıştır.

Onun ayağına gitmek, onurumu kırıyordu. Bu cümlede de organ adi olarak kullanılan ayak (parça), insanı (bütün) anlatmaktadır.

  • Öğretmenler, gençliğe sahip çıkınız.

“Genç insanlar” somut bir ifadeyken, “gençlik” kullanımıyla soyutlaştırılmıştır.

  • Bereket yağdığında, halkın yüzü gülüyordu.

Yağan “bereket” değil, bereketi sağlayan “yağmur”dur.

Ova Örnekte anlam ilişkisi “neden-sonuç” kullanımıyla sağlanmıştır.

  • Gol sevinci tribünleri ayağa kaldırdı.

Örnekteki “tribün” sözcüğü, “seyirciler” yerine kullanılmıştır. . Bir “yer” söylenerek “o yerde bulunanlar” kastedilmiştir.

Dokundurma (Tariz)

Bir sözün ya da sözcüğün karşıt anlamını vurgulamaktır. Tariz alay, küçük düşürme, aşağılama anlamını da doğurur. Bu amaçla kullanılan dokundurmalar, “Cümlede Anlam” konusunda da örneklendirilecektir.

ÖRNEK
  • O kadar yiğit bir insandı ki çıtırtıdan bile ürkerdi. 

Örnekte “yiğit” sözcüğüyle “korkak” kavramı vurgulanmıştır.

  • Su ne kadar temiz, içinde benden başka her şey var. 

Bu cümlede “temiz” sözcüğüyle “pis” kavramı kastedilmiştir.

Abartma (Mübalağa)

Bir varlığın, eylemin ya da hareketin olduğundan daha güçlü veya aşağı gösterilmesine denir. Sözün etkisini güçlendirmek amacıyla kullanılan abartmaların bir bölümü deyimleşmiştir. Pireyi deve yapıyorsun. Yangına körükle gitme. Yavruları için saçlarını süpürge etti.

Haberi alınca yüreğime ateş düştü.

Kişileştirme (Teşhis)

İnsan dışındaki varlıklara, insanlara özgü niteliklerin verilmesidir.

  • Tren oflaya puflaya gidiyordu.
  • Gel benim sarı tamburam, sen ne için inilersin?
  • Dışarıdan, ıslık çalan rüzgârın sesi duyuluyordu.

Somutlama

Soyut kavramları, görünür kılmak amacıyla somutmuş gibi anlatmak demektir. Deyimlerin pek çoğunda bu anlam özelliği görülür.

  • Devlet babaya güvendi bu insanlar.

“Devlet” sözcüğü temel anlamıyla soyuttur. Bu cümlede ise “baba” sözcüğüyle kişileştirilmiş ve somut anlam kazanmıştır.

  • Kimseye onurumu çiğnetmem.

“Onur” sözcüğü soyut anlamlıdır. “Çiğnemek” eylemiyle somut bir varlık gibi ele alınmıştır.

  • Hatırımı kırmadı, kabul etti.

“Hatır” sözcüğü soyut anlamlıdır. “Kırmak” fiiliyle somut bir varlık yerine konmuş ve böylece somut anlam kazanmıştır.

  • Kalbimi çaldın bir kere.

“Kalp” sözcüğü aslında somut anlamlıdır. Ancak bu cümlede, gerçek anlamıyla “kalp çalmak” söz konusu değildir. Anlatılmak istenen, soyut anlamdır; yani, bir duygunun somut biçimde anlatılması amaçlanmıştır.

  • Onun ne kadar yüzsüz olduğunu bilmiyor musun?

“Yüz” sözcüğü somuttur. Bu örnekte ise soyut anlam kazanmıştır.

Dolaylama

Tek sözcükle anlatılabilecek bir varlığı, kavramı iki sözcükle anlatmak demektir.

ÖRNEK
Ormanlar kralı kükremiş. (aslan)

Yörenin geçim kaynağı kara elmastır. (kömür)

Bacasız sanayi her geçen gün gelişiyor. (turizm)

Sözcükte Anlam” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir