Yahya Kemal Beyatlı

Yahya Kemal Beyatlı 20. yy şairlerindendir. doğ. 2 Aralık 1884, Üsküp – ölm. 1 Kasım 1958, İstanbul.

ilk öğrenimine Üsküp’te başladı, Selânik’te devam ettirdi. Vefa Lisesini bitirdi. 1903’te Paris’e giderek Fransızcasını ilerletti. Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi. 1912 de İstanbul’a döndü. Lisede tarih, edebiyat, İslâm ve uygarlık tarihi dersleri okuttu. Üniversitede görev aldı. 1922’de Lozan Barış Konferansı’na danışman ve uluslar arası görüşmelerde delege oldu. 1926’da Varşova, 1929’da Madrid Orta elçiliği yaptı. 1923’te Urfa’dan sonra Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul milletvekili olarak çeşitli dönemlerde TBMM’de bulundu. 1949’da Karaşi Büyükelçiliğinden emekli oldu. Ömrünün son yılları İstanbul’da Park Otel’de geçti.

Yahya Kemal ilk şiirlerini Malûmat ve İrtikâ dergilerinde Mehmet Agâh adıyla yayımladı. Bu şiirlerinde Servet-i Fünun etkisi görülür. Paris’te kaldığı yıllarda J. Moreas, Baudelaire ve Verlaine gibi çağdaş Fransız sembolistlerinin öz şiir anlayışını benimsedi. Klâsik Divan şiirimizle çağdaş batı bileşimini gerçekleştirdi. Yazdığı şiirleri kendisinden önceki dönemin şiiriyle hesaplaşmasının sonucudur. Beyatlı’ya göre, Divan Edebiyatı öykünmeden doğmuştu. Halk şiirinde de bütünlük yoktu. Kendinden önceki Tanzimat ve Servet-i Fünun şiiri de öykünmeye dayanıyordu. Servet-i Fünun şiiri, önceki dönemin Fransız şiirini örnek almıştı. Millî Edebiyat akımının ilkeleri ilk bakışta Beyatlı’nın amacına daha yakın gelmişti. Ama şair şiirde iç ahengi aradığı için buna elverişli olarak gördüğü aruzdan da vazgeçmiyordu. O sırada şiddetle hece – aruz tartışmaları yapılıyordu. Millî Edebiyatçılar heceye milli vezin gözüyle bakıyorlardı. Aruzun Türkçeye uygun düşmediğini savunuyorlardı. Şiirde ahengi aruzla verebilen Beyatlı burada onlardan ayrıldı. Yine o yıllarda şiirde konu arayan Tevfik Fikret, Mehmet Akif gibi şairlerin şiir anlayışıyla da anlaşamadı. Beyatlı bütün bunları yepyeni bir açıdan değerlendirerek, İstanbul Türkçe’sini benimseyip, (Hece ile yazılmış Ok şiirinin dışında) aruzla kendine özgü örnekler verdi. Divan şiirindeki söyleyişten yararlanarak bütünlük içinde “mısra’ya eski değerini kazandırdı. Onun için “Titiz bir misra işçisidir.” denilmiştir. Şiirin çerçevesini, konularını da genişleterek tarihe duyduğu köklü bir ilgi ile geçmişten, zengin malzeme sağlamıştır. Beyatlı, lirik – epik şiirlerinin konularını aşk, sonsuzluk özlemi ve ölümden alır. Şiirlerinde görülen tarih, yurt, millet ve İstanbul sevgisini Osmanlı uygarlığı ve kültürüne bağlılığı içinde işlemiştir. Osmanlı uygarlığı yüzyıllarca en yüce eserlerini İstanbul’da yarattığı için İstanbul’un semtleri, Boğaziçi, Türk Musikisi ve tarihi değerler, şiirine girmiştir. Bunun için Osmanlı tarihini incelemiştir. Düz yazılarıyla önerdiği tarih anlayışı buna uygun bir milli kültür anlayışını da beraberinde getirmiştir. Bu da birçok tartışmalara neden olmuştur. Yahya Kemal şiirlerini ve düz yazılarını sağlığında kitap olarak yayımlamamıştır. Yalnız 1956 yılından başlayarak ölene dek Hürriyet gazetesinde her hafta bir yeni şiiri yayımlanmıştır.

Ölümünden sonra hayranlarınca “Yahya Kemal’i Sevenler Cemiyeti” kuruldu. Daha sonra da “Yahya Kemal Enstitüsü ve Müzesi” açıldı (1961).

ESERLERİ

Bakabilirsin:  Hacı Bektaş-ı Veli

ŞİİR: Kendi Gök Kubbemiz (1961), Eski Şiirin Rüzgarıyla (1962), Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963), Bitmemiş Şiirler (1976).

DÜZ YAZI: Aziz İstanbul (1964), Eğil Dağlar (1966), Siyasi Hikâyeler (1968), Siyasi ve Edebi Portreler (1968), Edebiyata Dair (1971), Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1973), Tarih Muhasebeleri (1975), Mektuplar – Makaleler (1977).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir